16.4.13

03. BORUSAN MÜZİK EVİ RETROSPEKTİF KONSERİ ÜZERİNE


/// Borusan Müzik Evi'ndeki Retrospektif konseri için kayda alınmış Erdem Helvacıoğlu tarihi diyebilir miyiz? 10 yıl içinde hiç pişman olduğun veya 'farklı olabilirdi' dediğin bir albüm oldu mu?

19 Nisan Cuma Borusan Müzik Evi’ndeki konser 2003-2013 yılları arasında yayınladığım albümlerden bir seçkiyi kapsıyor. Kayda alınmış bir tarihin özeti bu biçimiyle. 10 yıl içinde yayımlamış olduğum albümlerden pişmanlık duyduğum bir çalışma olmadı. Ancak henüz yayımlayamadığım albümler için bir üzüntüm söz konusu. Mesela bu 10 senelik süre zarfında solo electronica” albümümü ve şarkı formatında post folk” çalışmamı yayımlamayı isterdim. Bunlar henüz gerçekleşmedi ama bu ve bunun gibi işlerim gelecek sene itibari ile yayımlanmış olacak. Şu anda bunun heyecanını duyuyorum.

/// Bu kutlama tek konserle mi sınırlı kalacak? Eğer öyle ise bu performansı profesyonel bir şekilde kaydetmek ve bir DVD çıkarmak ilginç olabilir. Arşivlik bir belge olur.

Bu kutlamanın ikinci konseri SALTta gerçekleşecek. Orada 10 senelik süre zarfında yayımlamış olduğum ortak albümlerden bir seçki sunacağım. Ayrıca SALT’taki konser sırasında bu seçkiyi canlı elektronikler vasıtası ile de gerçek zamanlı bir şekilde değiştirip yeniden biçimlendireceğim.

/// 10 yıllık süreçte pek çok müzisyenle işbirliği yaptın. Sahnede sana kimler eşlik edebilirdi, öyle bir kurgusu olsaydı konserin?

Eğer işbirliği yaptığım müzisyenlerin de sahnede olduğu bir konser planlamış olsaydım şu ana kadar ortak albüm yapmış olduğum tüm sanatçıların sırayla sahne alacağı bir yapı hazırlardım. Ros Bandtten Per Boysen’e, Şirin Pancaroğlundan Bill Walker’a, Ulrich Mertin’den Bruce Tovsky’e kadar herkesin yer alacağı bir konser olurdu kesinlikle.

/// Sürekli kendini yenileyen bir müzisyen olarak, müziğini çok iyi bilenleri bile şaşırtacağına eminim sahnede. Biraz ipucu vermek ister misin?

Bildiğimiz anlamda bir sahne kurulmayacak Borusan Müzik Evinde. Elektronik müziğin atası diyebileceğimiz Fransız besteci Pierre Schaeffer tarafından kurulan GRM enstitüsünde yer alan ve toplam 80 hoparlörden oluşan, “acousmonium” olarak adlandırılan ses sisteminde sunulan bir konser formatına benzer bir anlayışta gerçekleşecek retrospektif konserim. Borusan Müzik Evi’nin 3 ayrı katına bazıları gizlenmiş şekilde toplam 13 hoparlör ve 2 gitar anfisi yerleştirilecek ve eserler canlı olarak bu ses sistemine yönlendirilecek. Canlı ses difüzyonu olarak adlandırılan bu teknik ile sunumu yapılan Türkiye’deki en büyük ve deneysel “acousmatic” konser olacak bildiğim kadarı ile.

/// Bestelerini bilmeyen bir kişi konsere hazırlık olarak nerelere başvurmalı? Neleri dinlemeli ilk adımda?

Şu ana kadar yayımlamış olduğum albümlerin hepsinde birbirinden farklı anlayışlar ve sound”lar denedim. Ama ana birkaç başlıkta toparlamam gerekirse: Dış ses kayıtlarım ile ilgilenenler “A Walk Through the Bazaar” albümümü, akustik, elektrik gitar çalışmalarım ile ilgilenenler Altered Realities”, “Fields and Fences”, “Black Falcon”, “Timeless Waves” albümlerimi, piyano işlerim ile ilgilenenler Eleven Short Stories” albümümü ve çağdaş klasik, elektroakustik çalışmalarım ile ilgilenenler Resonating Universes” ve “Wounded Breath” albümlerimi dinleyebilirler.

/// 10 yılın ardından müziğinin hangi yöne evrileceğini düşünüyorsun? 21. yüzyılın popüler üretim ve tüketim araçları olan aplikasyonlar vs ilgini çekiyor mu?

Son birkaç seneden beri müziğim gittikçe daha sert ve politik bir şekil almaya başladı. Mesela şu anda dünyaca ünlü çağdaş müzik topluluğu Bang on a Can-All Stars için yazmakta olduğum eserin adı Tales of Oppression and Resistance”. Bunun gibi çalışmalarımın daha yoğun hissedileceği bir dönem olacak gelecek 10 sene.

Yeni müzik tüketim araçları tabii ki ilgimi çekiyor ama onların bize söylendiği gibi çığır açıcı olduklarını düşünmüyorum ben açıkçası. Bu her yeni teknoloji ile bize söylenen ve sürekli olarak tekrarlanan bir yalan bence. Walkman teknolojisi ile saatlerce kasetlerden müzik dinlemiş birisi olarak telefondan kulaklık ile müzik dinlemenin çok da farklı olmadığını söyleyebilirim. Müzik üretim araçları daha ucuzluyor ve yenileniyor bu doğru. Ancak gerçekten kalıcı, ilginç çalışmalar üretmek için yine eskiden olduğu gibi ciddi bir emek gerekiyor. Hatta belki de eskiye oran ile daha da zorlaşıyor çünkü sonsuz olanak arasında kendine has bir “sound” çıkarmak ve o düşünce yapısına girmek üretim yapan kişi için gittikçe imkansız bir hal alıyor. “Yeterince iyi” veya “ortalama” değerlerin ana akım medya ve kültür tarafından kutsandığı bir ortamda çığır açıcı eser üretmek gerçekten hiç kolay değil.

/// Dinleyiciler konsere nasıl gelmeli?

Dinleyiciler, Türkiye’de yakın bir gelecekte deneyimleyemeyecekleri yapıda bir konserde olacaklarını bilerek gelmeliler bence konsere. 3 boyutlu ses dünyasında kaybolacakları, farklı bir deneyim yaşayacakları bu konsere tüm algıları açık bir şekilde gelmelerini tavsiye edebilirim.

No comments: